Zihnin Çakıl Taşları


Zihnin Çakıl Taşları

Dümdüz giden bir yolda aslında hiçbir şey yokken ayağına takılan çakıl taşları senin zihninden fırlayıp oraya düşer. O kadar hızlı düşer ki görüp de üstünden atlamaya fırsatın bile olmaz. Takılırsın, düşersin, ayağını acıtır, bazısına çarpıp fırlatır öteye atarsın. Zihnin sana oyun oynar. İstemeden de olsa kendini oyunun içinde bulursun. Çakıl taşları bazen bir dost olur, bazen iş, bazen çocuk, bazen de hiçbir şey. Arada sırada düşüncelere dalsan ne düşünüyorum diye düşünsen o çakıl taşları neymiş ne değilmiş farkına varırsın. Deneye deneye doğru düşünmenin yolunu da bulursun.ilk zamanlar darmadağın olan düşünceler, zihninde oradan oraya zıplayan insanlar, olaylar bir süre sonra sırasını beklemeye başlar. Zihnini disipline sokarsın, istediği an istediğini düşünmesine izin vermezsin. Aklında sıralanan düşüncelerin farkına varmak, fark ettiğinde “dur” demek ve “neden” sorusunu sormak kendin için yapabileceğin en önemli şey belki de. Aklınla konuş, ona soru sor. Kendini dışarıda bırak bu oyunu sen yönet. Oyunun kurallarını koy. Birinci kural, dur de. İkinci kural, soru sor. Üçüncü kural, cevabı anında bekleme, cevap zaten karşına çıkacak. Dördüncü kural, zihninin aynı düşüncelerle ne kadar sık karşılaştığını fark et. Cevapları buldukça sıklığı zaten azalacak.

Zihin bir oyun, oyuna katıl, oyunu yönet. Duygular, dürtüler, istekler de oyuna katılmak isteyecek. Öncelik onların değil, öncelik sensin. Senin soruların, senin cevapların… Yollardaki çakıl taşlarını durdur, yavaşlat ki farkına varıp onlara takılmadan yoluna devam et.

Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com