Ruh Bedeni Sıkınca…


Her şey umutlu başlamıştı. Güzel bir geceydi, yılbaşıydı, ne olursa olsun saçma bi mutluluk hali vardı. Sabah uyanınca da devam edeceğini zannettiğin o saf halinden eser kalmamıştı gözlerini açtığında. Gittikçe çöken bir sis vardı ruhunda, karanlık değil ama aydınlık da değil, önünü biraz görebilirken ilerisini hiç göremediğin hatta bazen ellerinle yoklayarak yolunu bulduğun bir hal içindeydin. Mucize yoktu. Mucize olamazdı. Aklın seni oradan oraya sürüklerken mucize beklemek boşa bir çaba olurdu. Gittikçe daralan bir ruh bedeni sıkmaya başladığında ve kaçacak yer kalmadığında sığınacağın yer neresi? Aile, arkadaş, eş, dost deme sakın. Böyle zamanlarda onlardan eser bulamazsın, orda olmadıklarından değil bazıları olur bazıları olmaz ama asıl olan biten onların orada o-la-ma-dıklarıdır. Ruhun bedenini sıkınca oradan sen bile kaçmaya çalışırken kimse yanına yaklaşamaz. Kaçmak isteği nasıl da depreşir böyle durumlarda sanki beden ve ruh ayrı yönlere gidebilecekmiş gibi. Bir ilaç alırsın seni biraz rahatlatır, sakinleşirsin, günlük hayatına devam etmeye çalışırsın, akşam olur yalnız kalırsın, aklındakiler o kadar çoktur ve o kadar hızla yayılır ki etrafına yetişemezsin, hangisinden başlayacağını bilemezken koltukta oturduğunla kalırsın. Tuhaf endişeler avına yaklaşan avcı gibi pusuda bekler. Kaygılar büyür, gelecek yok olur, yarını düşünemezsin, bi fırlasam sokağa saatlerce koşsam yürüsem dersin ama çakılmışsındır o koltuğa yerinden kımıldayamazsın. Birileri seni esir almıştır artık ya ruhun, ya bedenin, ya aklın, ya kalbin… Bir ilaç daha alırsın sadece uyumak için. Uykuda rahatsın çünkü ilaç içince. Uyku iyi geliyor değil mi? Rüyalar güzel çünkü. Uyumadan önce bir şeyler düşünecek kadar ayık da kalamıyorsun yatakta. Yastığına sarılıp uyuyorsun, kendi kokun var o yastıkta… Sabah olunca yine her şey aynı, haftaya doktor kontrolü var, yine aynı ilaçlar yine aynı tedavi, inişler, çıkışlar, dibe vurmalar… Kimsenin bunu anlayamayacağını düşünüyorsun haklısın da, aynı şeyleri yaşayan insanlar bile birbirini anlayamaz tam olarak. Her ruh her beden başka. Bu senin ruhun senin bedenin. Bir de bu ruha bu bedene niye öyle yaptın niye böyle yaptın diyenler vardır ki uzak dur onlardan bir süre. Ne kadar anlatırsan anlat diyecekler ki bitmedi senin de depresyonun. Evet bitmedi ne yazık ki, bitsin ben de isterdim, inan senden çok isterdim. Ama bitmedi işte. Ben her güne senden daha farklı başlıyorum, günlük dertlerin, günlük sıkıntıların yansıması bende daha farklı oluyor, anlatması zor elbette. Ağlasan rahatlarsın belki, içindeki siyahlık biraz akar gider ama onu da yapmak zor, ilaçlar sağ olsun ağlamana pek izin vermiyorlar. Boğazında bir düğümle yaşamak zorundasın bir süre. Yüzündeki gülümsemenin altında depresyon var ve bunu aynaya bakınca bir tek sen görürsün değil mi? Geçecek sabret… Biraz uzaklaş her şeyden ve herkesten sonra geri dönersin…

Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com