Hayatımın Rehberleri…


İçerikÇok değil 3 ay öncesine dönelim, içimde bulunduğum durum o kadar karman çorman olmuştu ki kafamı toparlamayı düşünebilmem bile mümkün olmuyordu. Oturduğum yerde öylece boş boş bakıyordum gözümün önünde uçuşan şeyler beni oradan oraya sürükleyen kafamın içinden geçenlerden başkası değildi. Kendimi hem çaresiz hissediyordum hem de tam sınırda durduğumu biliyordum bir adım attığımda, doğru halatı yakaladığımda sıyrılabileceğimi de ama artık ne kadar içimi başka şeylerle doldurduysam bırak halatı parmaklarımın ucunu bile göremez haldeydim. Daha önce de bu durumda kendimi bulduğum çok oldu hatta uzun süre içinden çıkamadığım da sonra nasıl çıktım ya da çıktım diye kendimi kandırdım hatırlamıyorum bildiğim bir dibe vurup bir tepeye çıktığımdı, dibe vurduğumda sadece kendimi değil etrafımdakileri de hırpaladım üstelik (Filiz’cim canımın içi bir kez daha affet beni).

Son üç ayda ne değişti peki? Ne değişmedi ki? Bir kez daha hatırladım unuttuklarımı. Allahımmmmmm diyerek dua edip istemeyi ve her şeyi O’na emanet etmeyi. Sınırlarımı ne kadar belirlediğimi anladım. Daha karar vermeden önce sonuçlarını kendi kendime belirlediğimi anladım o yüzden artık yapabildiğim kadar (ara sıra unutuyorum bunu hala) soru soruyorum cevabını beklemiyorum, anlatıyorum sen bilirsin diyorum, bir şeyler karışınca sana emanet diyorum, sen bilirsin diyorum. Sonra ne oluyor biliyor musunuz her şey sırası ne ise tıkır tıkır saat gibi işlemeye başlıyor aslında zaten öyle oluyordu ama ben zihnimde belirlediğim sonuçlar, beklentiler yüzünden olması gerekenin zaten olduğunu bir türlü fark edemiyordum. Yıllardır okuduklarımın sadece yazılarda kaldığını anladım, teslimiyet dediklerinin ucunu daha yeni fark ettim tamamını anlayınca neler oluyor kim bilir? Her insanın ben olduğumu ve hepimizin “Adem” olduğunu anladım. Şimdi kocaman bir suyun içinde çok küçük kulaçlar atıyorum ama her kısacık kulaç ne kadar yol aldırıyor bana anlatamam. Sorulara cevap aramaktan vazgeçtim ben soruyu sorup cevabının önüme çıkacağını biliyorum zaten. Karnıma soru sormayı öğrendim mesela :) Bu yolda hayatımdaki rehberlere (Pinorcum, llknurum, Filizim, Cananım, Gökselim, Didoşum, Abim, Kağan, Şulecan…) biri daha eklendi Çiğdem Atabey :) Elimden öyle güzel tuttu ki ben o suya girmeye bile cesaret edemezken “gel hadi su çok güzel :)” dedi bana ve gerçekten de o su çok güzeldi.

Şimdi nasılsın diye sorsalar hiç olmadığım kadar iyiyim olur cevabı, elimi nereye uzatsam bir cevap buluyorum çünkü, her şeyin bir çözümü ve cevabı var, her şeyin sırrı o isimlerde…2014 cevap yılı oldu sanki :)

Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com